ADVERBIAL CLAUSE OF CONCESSION HAKKINDA

ADVERBIAL CLAUSE OF CONCESSION CÜMLELERLE İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

1 –  İngilizce Dersleri ( Bireysel – Özel  İngilizce Dersleri  )
2 –  İngilizce Dersleri ( 4 kişi ile yapılan grup İngilizce Dersleri  )

Yan cümlecik (adverbial clause of concession) ana cümlecikteki (main clause) yapılan eyleme karşı olan bir durumu ve düşünceyi gösterir ve “in spite of what fact” sorusuna yanıt verir.

*In spite of what fact were they very happy?
Neye karşın çok mutlu idiler ?
*They were very happy though they had very little money.
*Çok az paraları olmalarına karşın çok mutlu idiler.
Ana cümlecik (main clause) ve yan cümleciği (adverbial clause of concession) birbirine bağlayan bağlaçlar (conjuction) ve bunlarla kurulmuş cümleler :

THOUGH/ALTHOUGH : karşın, ..dığı halde, her ne kadar 
*We don’t feel tired though we have been walking for a long time.
Uzun zamandır yürümemize karşın kendimizi yorgun hissetmiyoruz.
*Although my father spoke roughly, I am sure he didn’t want to hurt you.
Babam kaba konuşmasına karşın eminim ki seni incetmek istemedi.
*Although Murat has no education, he has a good job.
Murat’ın öğrenimi  olmamasına karşın iyi bir işi var.
*Very little money though I had, I was very happy.
Çok az param olmasına karşın çok mutlu idim.
*Although the water was cold, we sweam in the sea.
Su soğuk olduğu halde denizde yüzdük.
*Though Peter is very intelligent, he failed in the exam.
Peter çok zeki olmasına karşın sınavda başarısız oldu.
*Murderer though he was, his wife didn’t forsake him.
Katil olmasına karşın karısı onu terketmedi.
*Though my father worked hard, he earned very little.
Babam çok çalışmasına karşın çok az para kazandı (kazanıyordu).

EVEN IF/ EVEN THOUGH : karşın, ..sa bile  
*I went to schoool even if it rained heavily.
Çok yağmur yağmasına karşın okula gittim.
*We won’t be able to finish the work on time even though you get help.
Yardım alasanız bile işi tam zamanında bitiremeyeceğiz.
*Even thugh he studied hard, he couldn’t answer the questions.
Çok çalışmasına karşın sorulara yanıt veremedi.

*Even though I have written several books, I have not earned much money.
Bir kaç kitap yazmama karşın çok para kazanmadım.
*Even if he was poor, he was always generous to his friends.
Fakir olmasına karşın her zaman arkadaşlarına karşı cömertti.
*I am not able to buy a new car, even though I have saved money for years.
Yıllar boyu para biriktirmeme karşın yeni bir otomobil satın alamıyorum.
*Even if an icy wind blew from the north, we always slept with our windows wide open.
Kuzeyden buz gibi rüzgar esmesine karşın biz her zaman pencerelerimiz ardına kadar açık olarak uyuyorduk.

IN SPITE OF THE FACT THAT : karşın, her ne kadar  
* I love her in spite of the fact that she is not very beautiful.
Çok güzel olmamasına karşın onu seviyorum.
*People continue to smoke in spite of the fact that it is harmful.
Zararlı olmasına karşın insanlar sigara içmeye devam ederler (ediyorlar).
*They have made progress in spite of the fact that they have had a lot of difficulties.
Bir hayli güçlükleri olmalarına karşın ilerleme kaydettiler.
*In spite of the fact that he was warned noot to sail into the Bermuda Triangle, he did so.
Bermuda üçgeni içine seyretmemesi kendisine uyarıldığı halde, o yine seyretti.
*In spite of the fact that I was terrifled, I enjoyed the film.
Korkmama karşın filmden hoşlandım.

ADVERBIAL CLAUSE OF CONCESSION

DESPITE THE FACT THAT : karşın, her ne kadar  
*The captain has as sense of humour despite the fact that he never smiles.
Hiç tebessüm etmemesine karşın kaptanın espiri anlayışı var.
*The children love their father despite the fact that he has a bad temper.
Kötü huyu olmasına karşın çocuklar babalarını severler.
*We got to the station despite the fact that we ran out of gas.
Benzinimizin bitmesine karşın istasyona zamanında vardık.
*Despite the fact that it was raining, we went for a walk.
Yağmur yağmasına karşın yürüyüşe çıktık.
*Despite the fact that the car was very expensive, it has caused a lot of trouble.
Otomobil pahalı olmasına karşın bir çok sorun çıkarttı.

NOTHWITHSTANDING : karşın, her ne kadar
*I felt tired notwithstanding I slept for a long time.
Uzun süre uyumama karşın kendimi yorgun hissetim.
* Notwithstanding he is rich, he is not happy.
Zengin olmasına karşın mutlu değildir.
*Peter went out to play notwithstanding he had hig fever.
Yüksek ateşi olmasına karşın Peter dışarı oynamaya çıktı.

NO MATTER (THAT)/ NO MATTER WHAT/HOW/WHO/ETC : 
*No matter what your father says, you shall not leave this house.
Baban ne söylerse söylesin bu evden ayrılmayacaksın.
*No matter how rich you are, your cannot buy happiness.
Ne kadar zengin olursan ol mutluluk satın alamazsın.
*No matter what happens,I’II jump over the wall.
Ne olursa olsun bu duvarın üstünden atlayacağım.
*No matter what you wear, you I’II draw the attention of all the men.
Ne giyerseniz giyin bütün erkeklerin dikkatini çekeceksiniz.

ADVERBIAL CLAUSE OF CONCESSION