İngilizce Dersleri – Sonuç Bildiren Cümleler Hakkında

İngilizce Dersleri – SONUÇ İFADE ETME 

1 –  İngilizce Dersleri ( Bireysel – Özel  İngilizce Dersleri  )
2 –  İngilizce Dersleri ( 4 kişi ile yapılan grup İngilizce Dersleri  )

 

ADVERBIAL CLAUSE OF RESULT

Sonuç Bildiren Cümleler

SO .. (adjective) .. THAT :

a. The box is very heavy.     Kutu çok ağırdır.

b. Mary can’t lift it (the box).    Mary onu (kutuyu) kaldıramaz.

c. The box is so heavy that Mary can’t lift it.  Kutu öylesine ağırdır ki Mary onu kaldıramaz.

a. The box was very heavy.        Kutu çok ağırdı.

b. Mary couldn’t lift it (the box).    Mary onu (kutuyu) kaldıramadı.

c. The box was so heavy that Mary couldn’t lift it.   Kutu öyle ağırdı ki Mary onu (kutuyu) kaldıramadı.

* Elvis Presley was so famous that he was known by almost everbody in the world.       Elvis Presley öylesine ünlü idi ki dünyada hemen hemen herkes tarafından tanınıyordu.

* It ıs so hot at midday that we cannot go out.

   Gün ortası hava öylesine sıcaktır ki dışarı çıkamayız.

* The boy was so intelligent that he soon left the rest of the class behind.

Çocuk öyle zekiydi ki kısa zamanda sınıfın geri kalanını geride bıraktı.

* The weather was so cold that couldn’t go anywhere.

Hava öyle soğuktu ki hiçbir yere gidemedik.

* I was so tired that that I could hardly stand.

Öylesine yorgundum ki ayakta duramıyordum.


* My sister was so intent on her book that she didn’t hear me come in. 

Kız kardeşim kitabına öyle dalmıştı ki benim içeri girdiğimi duymadı.

* The sea was so rough that the ship sank almost immediately.

Deniz öyle dalgalı idi ki gemi hemen battı.

* Tülin was so ill that we had to send for the doctor.

Tülin öyle hasta idi ki doktor çağırmak zorunda kaldık.

* Maria is so charming that everbody falls in love with her.

Maria öyle cazibeli ki herhes ona aşık oluyor.

* The policeman was so rude that I couldn’t keep my temper under control.

Polis öyle kaba idi ki sinirimi kontrol altında tutamadım.

Sonuç Bildiren Cümleler


SO .. (adverbials) .. THAT ..

* The man spoke so rapidly that I couldn’t understand him.

Adam öyle hızlı konuşuyordu ki (onu) anlayamadım.

* My friend was running so fast that I couldn’t catch him.

Arkadaşım öyle hızlı konuşuyordu ki (onu) yakalayamadım.

* Namık was working so hard that he had no time for games.

Namık o kadar çok çalışıyordu ki pyun için hiç zamanı yoktu.

* My brother plays tennis so well that nobody can beat him at it.

Erkek kardeşim tenisi öylesine iyi oynar ki hiçkimse onu yenemez.

* You are speking so quietly that I can hardly hear you.

Öyle sessiz konuşuyorsun ki seni işitemiyorum.

* Nilüfer was singing the songs so beautifully that everybody listened to her in (with) admiration. 


Nilüfer şarkıları öyle güzel söylüyordu ki herkes onu hayranlıkla dinliyordu.

* This bus stops so frequently that you won’t be able to get to the station in time. 

Bu otobüs o kadar sık duruyor ki istasyona zamanında varamayacaksın.

* The small boy was crying so much that we had to send him out of the hospital. 

Küçük çocuk o kadar çok ağlıyordu ki onu hastaneden dışarı göndermek zorunda kaldık.

* My friend attends lessons so seldom that he hasn’t learnt anything.

Arkadaşım derslere o kadar seyrek devam ediyor ki hiçbir şey öğrenmedi.

Sonuç Bildiren Cümleler