İngilizce , İngilizce Dersleri ve İlk Başlayanlarda yarattığı Duygu

İngilizce , İngilizce Dersleri ve İlk Başlayanlarda yarattığı Duygu, Heyecan

1 –  İngilizce Dersleri ( Bireysel – Özel  İngilizce Dersleri  ) 2 –  İngilizce Dersleri ( 4 kişi ile yapılan grup İngilizce Dersleri  )

İngilizce dilini öğrenmeye başlayan insanların yaşadığı şaşkınlıkla benzeşen anormal bir his vardır. İngilizce dersleri ve ilk başlayanlarda yarattığı duygu, biraz da yabancı bir memlekete  seyahat eden  insanların yaşadığı şaşkınlıkla benzer bir olaydır. Her şey, hem insana bir taraftan tanıdık gelir diğer taraftan da bir çok yönleriyle  yabancıdır. İngilizce dili öğrenilirken, bu tüt durumlara hazırlıklı olunmasında yarar vardır. Bir çok sosyal, tarihsel veya kültürel sebepten dolayı, bizim anadilimizden değişik bir biçimde gelişmiş ve büyümüş bir yabancı dille ( İngilizce) yüz yüze geliriz bizi çoğunlukla hayrete düşüren. Öğrenmeye başladığımız  İngilizce dilinin özellikle yapısal farklılıkları bizi şaşırtır. Bu yeni dilde bir çok şey bize çok da mantıklı gelmez. gerçekte, kendi dilimiz de tamamen mantık üzerine kurulmuş değildir. Diller matematik gibi değildir. Matematik ilkeleri, etrafımızda saklıdır; biz onları icat etmeyiz; ancak onları keşfeder ve kullanırız. Diller ise insanın eğip-bükebildiği, mantıklı veya keyfî ilaveler yapabildiği organik yapılardır. Yani anadilimizde sadece mantık değildir, ama anadilimiz edinmiş ve ona alışmışızdır; bu yüzden onu sorgulamayız.

 

İnsan bilmediği şeyleri, bildiği şeylere mukayese ederek  öğrenme eğilimindedir. Bu nedenle  İngilizce dilini öğrenirken de, mukayese yapmak isteriz ve bilmediğimiz bir dili bildiğimiz bir dile benzeterek anlamaya çalışırız. Bu, zihnimizin bir alışkanlığıdır ve bu alışkanlık genellikle de yararlıdır da. Ama yabancı bir dili öğrenirken, bu yöntem sıklıkla başarısız kalır. Bu konuda dikkatli olmakta ve öğrenmekte olduğumuz dili olduğu gibi kabul etmekte ve onu olduğu gibi sevmekte yarar vardır. Çünkü yeni edindiğimiz bir arkadaşımızdan, eski arkadaşlarımızda gördüğümüz şeyleri beklemek hayal kırıklığı meydana getirebilir.

Kendi ana dilimizin bize son derece mantıklı gelmesi yanıltıcı bir histir. Yabancı birisine Türkçe öğretmeyi hiç denediniz mi? Evet, Türkçemiz bir çok dile göre daha kolay öğrenilen, akıcı ve güzel bir dildir. Batı dillerine göre daha anlaşılır bir yapıda gibi görünmektedir. Fakat yine de her şeyini mantıkla açıklayamayız. Türkçemizi öğrenmek isteyen bir yabancıya açıklayamayacağınız ve olduğu gibi kabul etmesini isteyeceğiniz çok şey olacaktır.

 

Bu garip midir? Elbette hayır. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi, dil öğrenimi matematik öğrenimine benzemiyor ve biz aslında, duygulardan, tarihten, kültürden süzülen bir nehri kavramaya çalışıyoruz. Dillerin güzelliği, kendilerine has olmalarından, duygusal olmalarından ve mantıkla tamamıyle örtüşmemelerinden kaynaklanıyor. Genel bir mantık çerçevesine sahip olmalarıyla birlikte bizim bütün mantıksal veya duygusal beklentilerimize cevap vermek zorunda değiller. Bu da bize her zaman şaşkınlık ve bununla gelen bir yenilenmeyi sunmaktadır.

Bu açıdan, “Neden İngilizcenin söz dizimi Türkçenin söz dizimine benzemiyor?” ya da “Fransızca’da neden artikeller var?” gibi sorular sormak sadece öğrenme hedefli olabilir. Sitem etmek gibi bir neden taşıyorsa, sizi bir yere götürmeyecektir.

Öğrenmeye başladığınız yeni dili olduğu gibi kabul edin derim. Dil felsefesi yapmak istiyorsanız, bunu ders saatleri dışında yapmanızı tavsiye ederim. “Ben bu dili öğrenmek mi istiyorum yoksa onu değiştirmek mi istiyorum?” sorusuna verilecek net bir cevabınız olmalıdır. Değiştirmek, biraz zor olabilir. En iyisi öğrenmekte olduğunuz yabancı dili sevecenlikle kucaklayın, olduğu gibi kabul edin, anlamaya, öğrenmeye ve en önemlisi edinmeye çalışın.