İNGİLİZCE, İNGİLİZCE EĞİTİMİ NASIL OLMALI, İNGİLİZCE PROGRAMI

İngilizce , İngilizce Eğitimi Nasıl Olmalı, İngilizce Program İçeriği

1 –  İngilizce Eğitimi ( Bireysel – Özel  İngilizce Eğitimi  )
2 –  İngilizce Eğitimi ( 4 kişi ile yapılan grup İngilizce Eğitimi )

Değişen ve küçülen evrende yemek yeme alışkanlık ve zevkinden başlayarak  sanattan etkilenmesi anlam ilgilenme  zevkine kadar büyük bir uyum, daha doğrusu benzerlik, dönemi yaşıyoruz. Tüm dünyada çocuklar pizzayı ve hamburgeri zirveye  koyarken, gençlerin müzik ilahları tüm dünyada aynı. Globalleşmenin  bir yakınlaşma ve tanıma olgusu olması dolayısıyla da herkesle iletişim kurabilme, anlaşma önemli bir gereksinme durumu yaratmıştır

 Dünyanın pek çok yerinde yabancılar arasında konuşulan dilin İngilizce olması, bu dili öğrenme arzusunu ve  eğitim alma isteğini artırmıştır. İngilizce artık tüm dünya ülkelerinin ikinci dili olma yolunda önlenemez bir hızla ilerlemektedir. Çünkü ekonomik alanda, sosyal alanda, eğitim- öğrenim alanında, bilim ve teknolojide kullanılan dil İngilizcedir.

 Türkiye’de özellikle 1980’den sonraki dönemlerde yabancı dil eğitiminde ilk sırayı İngilizce almış, ve bundan sonrada ülkenin tümünde örgün eğitimin ve her safhasına büyük bir hız ve çoğulculukla yayılmıştır. ( İrfan Erdoğan Ders Notları; 2001) Ülkemiz dil eğitimi ile çağdaş dünyanın yaşadığı yenilikleri yakalamayı hedeflediğinden, en yoğun olarak kullanılan dil olan İngilizceyi artık ilkokul dördüncü sınıftan lise ikinci sınıfa kadar okul müfredatına alınmıştır. Bunun dışında lise hazırlık sınıflarıyla yoğun İngilizce  eğitimi programına sahip olan Anadolu liseleri ve Süper lise olarak tabir edilen deneme liseleri de bulunmaktadır. Bazı özel okullardaysa İngilizce eğitimi ana sınıfında başlamaktadır.


Ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkma çabasında en önemli ve vazgeçilemeyecek kaynaklarından biri eğitimdir. Yok edilmesi gereken bazı sorunlara, bizi geride tutan bazı eksiklere eğitim yoluyla çareler  bulunabilir. Ancak kısa vadeli planlar yerine kalıcı ve etkin çözümler üretmek gerekir.Özellikle yabancı dil olarak İngilizce eğitiminde bugüne kadar pek çok iyi niyetli çaba, uğraşı ve atılım plansızlık sebebiyle emek ve kaynakların boşa harcanması ile  sonuçlanabilmiştir. Örneğin 4. sınıftan itibaren yabancı dil eğitimi verilmesi, son derece iyi niyetli, yerinde ve anlamlı bir gelişme iken , alt yapının yetersizliği, kaynakların yerinde kullanılmayışı  bu alanda uzman olmayan kişilerin öğretmenlik mesleğini bilinçsizce ve sorumsuzca yapmaya kalkışması ile bazı olumsuz sonuçlar doğurmuştur, ve hedefe  tam anlamıyla varmak mümkün olmamıştır.

 İlkokullarda İngilizce  eğitimi üzerine sorulan bazı temel soruları yanıtlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Yabancı Dil Eğitimi Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gölge Seferoğlu’nun görüşlerine de bu bölümde yer verilecektir.

İngilizce eğitimi konusunda yeterince bilgisi olmayan pek çok kişi çocukların  bu kadar erken bir yaşta ikinci bir dili öğrenmelerinin sakıncası olabileceğini düşünüyor. Oysa öğrenmenin en hızlı gerçekleştiği dönemler bu dönemlerdir. Bu alanda yapılan araştırmaların bulguları arasında da olumsuz sonuçlara rastlandığına dair ibareler bulunmamaktadır. İngilizce  öğrenimine mümkün olduğuna erken başlanmalı, ancak her yaşa en uygun yöntemlerden faydalanılmalıdır.


 İkinci olarak akılda tutulması gereken nokta, İngilizce öğrenmenin sonlu bir süreç olmadığıdır. Ne kadar erken başlanırsa öğrenim  o kadar doğal olur, aynı zamanda öğrenme  hızı da artar. Buna rağmen yabancı dil veya ana dil öğrenimi yaşam boyu sürer, kendi ana dilimiz olan Türkçemizde bile her gün yepyeni deyimler veya atasözleri duyarız. Dolayısıyla kendi içinde bir dinamiği olan dil, karşımıza sonsuz yeni malzemeyle çıkar. Bunun hızı kendi dilimizde daha yavaş olabilir, ancak yabancı dil öğrenmede sürprizlerle karşılaşma hızı çok yüksektir. İşte bu nedenle yeni Milli Eğitim planının son derece geçerli sebeplere dayandığını düşünüyorum. Böylece liseye kadar zorunlu olarak gelen İngilizce eğitimi, lisede de dört yıl boyunca devam edecek.

 İlk ve orta öğrenimde yabancı dilin gerekliliği ile ilgili görüşlerden, üniversite eğitiminde yabancı dilin yerine geçmeden önce bir hatırlatma yapmakta fayda görüyorum. Türkiye’de, İngilizce eğitimi ve İngilizce ile  eğitim aynı kavram olarak kabul görüyor. Oysa ki bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. Şöyle ki, herhangi bir yabancı dil diğer derslerden ayrı olarak öğretiliyorsa bu ilk kategoriye yani yabancı dil eğitimine dahildir. Ancak, eğer, eğitim tamamıyla yabancı dilde yapılıyorsa, bu yabancı dille eğitim kategorisine girer. Bu ikinci durum da sadece iki üniversitemizde geçerlidir: Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi. Yani özel okullar veya Anadolu liseleri şu anda İngilizce dil eğitimi veriyorlar, ancak İngilizce dilinde eğitim vermiyorlar. Bu kavram karmaşasının kalkmasıyla yabancı dil eğitimine olan düşmanlığında yok olacağına inanmak son derece doğal. ( Koç& Bamber, 1995)


 İngilizce eğitimi ve İngilizce ile eğitim üzerine sunulan görüşlerin ışığında yapılması gereken doğrular :

  1. İngilizce eğitimi günümüz koşullarında bir zorunluluktur.
  2. İngilizce eğitimine erken yaşlardan başlanması başarıyı artırır.
  3. Yabancı dil edinimi uzun yıllar alacak bir süreçtir, planlamalar buna göre yapılmalıdır.
  4. Örgün eğitimde dil öğretiminde kısa vadeli çözüm  üretme çabaları, yetersiz veya öğretmenlik eğitimi almamış kişilerin öğretmen olması gibi bazı olumsuzlukları beraberinde getirmektedir.
  5. Yabancı dil  eğitimi toplumda kaos yaratacak, ve başarısızlığa veya kimlik kaybına yol açacak bir olgu değildir. Ancak koşullar buna göre düzenlenmelidir. Örneğin, ilk ve orta öğrenim sürecinde yabancı dil olarak İngilizce eğitimi almamış kişilerin İngilizce ile eğitim veren üniversiteleri tercih etmemeleri gibi.


Tüm bu çıkarımlardan sonra Türkiye’de nasıl bir Dil  eğitimi verilmesi gerekir :

  1. Erken yaşlarda, uygun malzeme, yöntem seçimi ve hafif müfredat yüküyle doğal edinimi kolaylaştıracak şekilde İngilizce öğretilmelidir. Eğitim süreci belli bir dönemde kesilmemeli, oldukça uzun bir vadeye yayılmalıdır.
  2. İlkokul, orta okul ve lise öğrencilerinin yaş ve ilgileri gibi pek çok sebepten dolayı her birime ayrı öğretmen yetiştirilmelidir. Bu üniversite eğitimi sırasında öğrencilerin özel ilgilerine göre ilkokul öğretmeni, lise öğretmeni gibi branşlaşmalarıyla mümkün kılınabilir.
  3. Farklı amaç ve isteklere göre İngilizce öğretilmelidir. AB’ye girmeye hazırlandığımız bu dönemde mesleki İngilizce’ye ihtiyaç duyacak insanların sayısı artacaktır. Örneğin teknik liselerde bölümlere uygun teknik dil  dersleri verilebilir.
  4. Öğretmenlerin ders yüklerini azaltarak malzeme ve aktivite planlamaları yapmaları sağlanmalıdır. Elbette bunun yolu yeterli sayıda öğretmen yetiştirmekten geçer.
  5. Öğrencilere öğrendiklerini uygulayacak ortamlar yaratılmalıdır. Örneğin sadece İngilizce chat odasına girebildikleri bilgisayar laboratuarları yapılabilir. Öğrencilerin pek çok farklı ilgi ve isteğini tatmin edecek yabancı yayınlar kullanılabilir; basketbol dergileri, gençlik dergileri, müzik dergileri gibi.
  6. Amaçlar en iyi şekilde düzenlenmelidir. Yabancı dil  eğitim amaçları, müfredata, öğreticilere ve öğrencilere en iyi şekilde yansıtılmalıdır. Bir amaca sahip olmadan, öğrenmenin gerçekleşmesi oldukça zordur.
  7.  Ders kitabı ve ders malzemelerinin kalitesi artırılmalıdır. Elbette bunların yanında öğretim ortamı ve sistem düzenlenmelidir.
  8. Kültür aktarımı dil eğitiminin bir parçasıdır, ancak bunun miktarı en iyi şekilde düzenlenmelidir. Kültür objektif olarak sunulması gereken, her ülkeye özgü nitelikleri barındıran toplumun önemli temellerinden biridir. Kültür aktarımı hem öğrenilen yabancı dilin ait olduğu toplumları tanıtıcı nitelikte olmalı, hem de diğer pek çok kültürün özelliklerini sunar yapıda olmalıdır. Kültür aktarımı ve dil öğretiminde amaçlardan biri olan öğrencinin görüş açısını genişletmenin gereği de budur.